Yükleniyor...
Buradasınız:  Anasayfa  >  Analiz  >  Güncel Yazı

SAKİN OLALIM!

Tarafından   /  17 Haziran 2013  /  3 Yorum

No Gravatar

Zaman akıyor ve “Mağduriyet İlkesi” çalışıyor…
Bu kez Başbakan rüzgarı kendi lehine çeviriyor…
Halk ise desteğini GEZİ eylemcilerinden artık çekmiş gibi görünüyor…
Bunlar henüz ilk günler. LODOS giderek ortamı ısıtıp herkesi bezdirecek gibi görünüyor. FATURA acaba kimlere çıkacak?
GEZİ eylemlerinde SANAL dünyanın etkisini hep birlikte gördük.
16 Haziran Pazar, saatler gece 02.00…
İstanbul valisi bir TWIT attı. “Provokatörler silah kullanmaya başladı ve iki polisimiz vuruldu”.
Günlerdir tam da bundan bahsediyordum. Bu kaçınılmaz bir sonuçtur diyordum. Çünkü bilinen yöntemlerin hepsi şiddet ile beslenmekte, bir türlü insancıl pratiklerle bezeli bir mücadele tarzı geliştirilemiyor.
Bu haber gerçekse, “Mağduriyet İlkesini” Başbakan’ın lehine çevrilecek daha güçlü hiçbir şey olamaz…
Önceki yazımda bir kitap önemiştim, Perinçek’in bir kitabını. 70’li yılların örgütlerine eleştiriler ve tavsiyelerde bulunan bu kitapta “HAKLI ZEMİN üzerinde bulunmayan her eylem yenilmeye mahkûmdur, mutlaka kaybeder” deniyordu…
Şimdi görüyoruz ki bu tespit çok doğru.
Eylemlerde ortaya çıkan zararı polisin tavrını eleştirerek Başbakan’a fatura etmek gayretlerini görüyorum.
İyi de kardeşim hırsızın hiç mi suçu yok?
Bir eylem liderliği olmazsa nereye kadar HAKLI ZEMİNDE kalabilir ki?
Şimdi PLATFORM denilen çorbaya biz eskiden “İLKESİZ BİRLİK’ diyorduk. Defalarca birbiriyle çekişen gruplar bir araya gelip eylem koyuyorlardı. Sonu hep hüsran olur hiçbir kazanım elde edilemezdi.
Eylemin süresi “ucu açık” bırakılırsa başarılı olabilir mi?
Talepler sınırlı tutulmazsa eyleme katılan kitle yeterince korunmuş olabilir mi?
İlkesiz birlik tartışmaları ile net ve sağlıklı bir karara varılabilir mi?
Demokratik forum denilen şey sadece belirsiz gündem ile toplanmış, üyeleri bile belirsiz bir gevşeklikten başka hiçbir şey olamayacağı için, sonuç tam bir belirsizlik olur ve öyle de olmuştur.
Kendisine destek veren kitleyi korumayı bile düşünemeyen, haklı zemini gözetmeyen önderlik belirsizliği ile zarar kaçınılmaz olmaz mı? Rüzgar böyle bir gevşek yapının tersine hızla dönmez mi? Bu kaçınılmaz bilimsel bir gerçektir. Yılların gözlemi ve tecrübesi hep böyle olmuştur…
Mağduriyet ilkesi IŞIK HIZIYLA hareket eder ve hiçbir tarafa karşı önyargısı yoktur. Bir dinamik etkidir, kim ona uygun davranırsa o da ona güç verir, galibiyete götürür.
Şimdi artık çok dikkat edilmesi gereken günlere girdik. Rüzgârın yön değiştirdiğini görenler kendi taraflarına tekrar döndürebilmek ümidiyle bazı akıl almaz girişimlerde bulunabilirler. Geçmişte hep böyle olmuştur, yine olabilir.
Önümüzdeki günlerde bazı SAHTE MAĞDURİYET görüntüleri oluşabilir. Ortam bulanıklaştırılabilir. Bu sebeple eyleme destek verenler için tehlikeli bir zemine giriyoruz.
Eylemlere destek veren ünlü kişiler; işadamı, sanatçı ve gazeteci yazarlar, hepsi çok dikkatli ve uyanık olmalıdırlar. Birinci aşamada kaybedilen zeminin yeniden kazanılabilmesi için geçmişte suikastlar yöntemi de bol bol kullanılmıştı. Sahte mağduriyetler ancak öne çıkmış, ünlüler üzerinden güçlü tesir verebilir. Bu yöntem devreye girerse çok çok yazık olur. Umarım yöneticilerimiz bu konuda basit hatalar yapmazlar. 20 gündür izlediğimiz hatalar umarım tekrar edilmez ve eylemlerde öne çıkmış olan ünlü insanlarımızın korunması umarım akıl edilir.

 

KAOS yaratmak…
Görünen o ki, bütün senaryo bunun üzerinden tasarlanıp sahnelenmiş. KAOS’un İslâmi literatürdeki ismi FESAT ÇIKARTMAK’tır.
Hedef ise gittikçe Ortadoğu’da ve dünyada varlığını hissettiren ülkemizdir. Ülkeleri KAOS teorisiyle devamlı olarak meşgul ederek zayıflatıp sonra teslim almak üzere dünyanın egemenliği peşinde koşan bir gücün planlı olarak yıllardır bıkmadan usanmadan geliştirip uyguladığı bir strateji olarak uzun zamandır biliniyor.
Serbest rekabetçi dönem geride kalmıştır. Günümüz Global emperyalizm dönemidir. Bu çok önemlidir.
“Hak Arıyorum” diyerek ortalığı kaosa teslim etmek bilinmelidir ki hak arayanların kazanımı olamaz. Artık kurtuluş mücadeleleri bile bu sebeple MEŞRU olamamaktadır. Her mücadele aslında her düzeydeki kaosa dönüştürüldüğü için Global sistemli bir güce hizmet etmektedir.
Bakın Suriye yanı başımızda, orada kimin ne yaptığı belli mi?
Suriye’de kurtuluş mücadelesi verenler kendilerinin “Haklı Zeminde” olduklarını iddia edebilirler mi?
Onlara destek verenler de artık böyle bir iddianın kimseyi tatmin etmediğini biliyorlar. Ortaya çıkan manzara, Suriyeli Suriyeliyi öldürüyor olduğu müddetçe KAOS kazanmaktadır. Suriye’deki kurtuluşçular da bilerek veya bilmeyerek KAOS’a hizmet etmiyorlar mı?
Mustafa Kemal’den sonra dünyada Global emperyalizmin sızıp yönlendirmediği hiçbir mazlum mücadele kalmadığını rahatlıkla iddia edebilirim.
Azgın bir yapı var. KONTROLLÜ KAOS denilen bir stratejiyle dünya taa MEHDİ çıkıncaya kadar birbirini yiyip bitirecektir. Literatürdeki bilgiler bu sistemin DECCALİYET olduğunu haber veriyor. Bu yapının ana kuvveti ise kendisini evrensel mağdurlar olarak gösterebilmeyi başarmış olan İsrailoğullarıdır. Bütün hadiselerde bu bilgileri rahatlıkla bulabilirsiniz.
Tabii ki HAK aranacaktır.
Ama tek bir çare var…
Mağduriyet ilkesi gözetilerek. Haklı zemindeki Hak arayışları elbette sürdürülecektir.
Haklı zemin şudur: Eylemi plânlayanlar, yönetenler önce kendi eylemcilerinden, sonra bütün insanlardan sorumludur. Haklı bir eylemin hedefi, süresi belli olur. Kimsenin zarara uğramaması için gereken tüm tedbirler alınır. Haklı bir eylemin talepleri belli ve sınırlı olur. Kabul edilmesi imkânsız talepler sadece zemin kaybı demektir.
Hak aramak çok zor bir iştir. Dünyanın en zor işidir.
Kurtuluş Savaşı’ndaki can kaybı hayret edilecek kadar azdır. Haklı zemindeki mücadelenin başarısından öğrenmemiz gerekenler vardır.
Geçmişe bakıp bu günümüzü görebilirsek, bütün dünyada ve özellikle Ortadoğu’da oynanan KAOS stratejisini görebilir Mustafa Kemal’in haklı zeminini bulabiliriz.
Önümüzdeki günler için çok hızlı bir ivme ile rüzgarın Başbakan’ın yelkenlerini şişirip gemisini hızlandırdığını göreceğimizi sanıyorum. Umarım kenara itilmişlik hissiyle eylemlere ilk günlerde samimi olarak güçlü destek veren bütün ülke sathına yayılmış olan insanlarımız bu kez itilmişlik duygusunu yaşamazlar. Kontrolü ele geçiren Başbakan da umarım buna dikkat eder ve intikam hissini frenleyerek dengeler.
Çünkü yeni mağduriyetler yeni enerjilerin birikmesine sebep olur ve kısır döngü yeniden oluşur.
“Cadı Avı” umarım başlamaz…
Umarım sağduyu hakim olur…
Sadece ve sadece KAOS ezilmelidir…
İnsana insanca yaklaşma, hakka uygun olacaktır.
Biliyoruz ki Peygamberimizin hemen bütün arkadaşları eski inançsızlar, hatta kâfirlerdi. İnsanoğlu doğru yolu bulabilir.
Ezilmesi gereken sadece sapmış fikirlerdir. İnsana eziyet hakka değebilir ve rüzgârı tekrar terse çevirebilir. Bu kez fırtına çıkabilir ve hortumlar oluşursa önüne geleni yerinden söküp fırlatabilir.
KAOS teorisini oluşturanların aslında bütün istediği şey ülkemizin fırtına içinde kalması ve fırtınanın en güçlüsünün yaşanmasıdır.
AKP 11 sene daha bizi yönetecekse ki bütün araştırmalarımda bunu buluyorum. Endişelerim sanıyorum gerçekleşmiyor.
İnsana insanca yaklaşılıyor.
Ülkem sükûn ve huzur içinde, etkisini sınırlarının ötesinde güçlü bir şekilde hissettiriyor.
Kuzey Irak kısa vadede bu etkiyi ilk hisseden bölge olarak bizimle bütünleşmek istiyor. Sanıyorum pusula orayı gösteriyor.
Ama önce Yurtta sulh, sonra da cihanda sulh kendiliğinden gelir.
Yurtta sulh sanıyorum gerçekleşme zeminine girdi. Önümüze bakıp endişeleri silmemiz için biraz sakin olabiliriz.
Sakin olalım, sakin!…

 

Serhat Ahmet Tan

3
Kimler Neler Demiş?

avatar
3 Yorum konuları
0 Konu cevapları
0 Takipçiler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorum dizisi
3 Yorum yazarları
Huseyin Ayistanbul yoksa 2. kez mi feth olunduzülkarneyn el mansur Son yorum yazarları
  Takip  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
zülkarneyn el mansur
Ziyaretçi
zülkarneyn el mansur

serhat bey müştak babanın şiirlerinde orta asya türk devletleriyle türkiyenin birleşeceğine dair işaret ler yokmu ben ce mutlaka olmalı birde bu gözle inceleyin lütfen zira türkiyenin avrupaya girmesi dünya dengeleri açısından imkansız öyleyse zamanı gelince bir alternatif olmalı buda balşkanlardan çine kadar tek bir devlet dir bunun işaretleri mutlaka olmalı müştak babada…

istanbul yoksa 2. kez mi feth olundu
Ziyaretçi
istanbul yoksa 2. kez mi feth olundu

başbakan fastan döndüğünde havalimanında ki kalabalığı gördük ve haberler gazeteler istanbul 2. kez feth olundu diyordu bazı çevreler bunun üzerine bir yazı yazarsanız sevinirim.daha önceki habertürkte programdaki konuşmalarınızdan yola çıkarak müştak babanın yazılarını doğru yorumladığınız anlaşıyor.ayrıca borsa istanbulda buna bir örnektir…

Huseyin Ay
Ziyaretçi

Sn.Serhat Ahmet Bey; sizin bir kitabinizi satin aldim ve ilk on sayfasinda cok etkilendim. (Zulkarneyn) Fakat yazarini internetten arastirmam geremtigi kanisina vardim. Sonra sizin tam bir Mukemmel bir dost, cok ileriyi gorebilen bir arstirmaci yazar, ve tam bir islam adami oldugunuzun kanisina vardim…Saygilarimla…Huseyin Ay.

Bunlar da ilgini çekebilir

Yüzde 10 “Ses Kes”

Devamını Oku →