Yazar: 23:50 Analiz, Köşe Yazıları • 13 Yorum

Bedir ve 313’ün Sırrına Dair

Hz. Muhammed (A.S) ve beraberindeki Müslümanların, kendilerini hicrete zorlayıp mallarını gasp eden Kureyşli müşriklere karşı verdikleri meşru ve müthiş Bedir Savaşında, hem o güne hem de geleceğe dair esrarlı bir hadise cereyan etmiştir. Miladi 624 senesinde (Hicretin 2 yılı) yaşanan bu savaşı Allah öyle bir tasarlamıştır ki, bizler için bunda şaşılacak ibretler vardır.

Öncelikle bu hadisenin 3. ayın (Mart) 13. gününde gerçekleşmiş olması; Hz. Muhammed’in ordusundakilerin sayısının 313 olması (kendisiyle beraber); Kur’an-ı Kerim’in 3. Suresinin (Al-i İmran) 13. Ayetinde isim vermeden Bedir savaşından bahsedilmesi, buradaki ilahi tasarımın ana hatlarını daha ilk bakışta belli eder. Hatta öyle ki aynı ayet, rakam vermeden bu savaşa iştirak eden askerlerin sayısına dikkat çeker. Ve hatta basiret sahipleri (görebilenler) için burada bir ibret olduğunu söyler. Ayeti mealen burada aktarmak istiyorum:

Şüphesiz, karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu. Öteki ise kâfirdi. (Onları) göz bakışıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da dilediğini yardımıyla destekliyordu. Basireti olanlar için bunda elbette ibret vardır. (Al-i İmran Suresi, 13. Ayet)

Elbette ki Bedir hadisesinde kendini gösteren sayısal tasarım kadar, burada yaşananlar da tüm insanlık için bir ders niteliğindedir. Dolayısıyla buradaki sayısal değerlerin açılımını biraz daha genişletmeden önce iyiler ve kötüler arasındaki bu savaşın sebeplerini ortaya koymak ve hem onun iyiler açısından meşruiyetini anlatmak hem de bundan ibret almak gerekir diye düşünüyorum.

Müslümanlar Hicret etmeden önce Mekke’de müşrikler tarafından bin bir türlü eziyete maruz kalıyordu ve bu sebeple yurtlarından oldular. Daha sonra geride bıraktıkları malları da bu zalimler tarafından yağmalandı. Sonra onlar için doğal bir kısas hakkı doğdu ve misilleme olarak bu Kureyşli müşriklerin kervanlarına baskın yapmak amacıyla Bedir yakınlarında mevzilendiler. Kervan lideri Ebu Sufyan’dı ve hak sahiplerinin, haklarını geri almak için Bedir’de beklediklerini öğrenince Mekke’ye haber uçurdu. Ayrıca korkusundan kervanın yolunun değiştirdi. Mekke’deki kâfirler 1000 kişilik bir ordu topladı ve Bedir’e doğru yola koyuldu. Kısa süre sonra Ebu Sufyan, yolunu değiştirdiği için tehlikeyi atlattı ve bu yüzden kâfirlere ikinci bir haber daha yollayarak savaşa gerek kalmadığını söyledi. Ama kâfirler, peygamberi ve beraberindekileri öldürmeyi akıllarına koymuştu bir kere. Bu yüzden savaş için Bedir’e gittiler. Nihayetinde kendilerinden sayıca çok daha az olan bir ordu tarafından hezimete uğratıldılar.

Kur’an-ı Kerimde anlatılan olayların, geçmişi anlatırken gelecekte yaşanacak olaylara da işaret ettikleri bir çok alim tarafından ifade edilmiştir. Ve ben de aynı kanaatte olduğumu belirtmek isterim. Öyle ki buna şöyle bir önek verilebilir. Bakara Suresinin 249 ayetinde bahsi geçen Talut ve az sayıdaki askerlerinin (ki bu ayette de sayısı az olan bir ordunun, kalabalık bir orduya galip gelişinden bahsedilir) kötü Calut ve ordusuna karşı gerçekleştireceği savaş anlatılmaktadır. Ve bir çok alim bu ayetten ve Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman kitabında geçen “Mehdi’nin yardımcılarının sayısı Talut ile nehri geçenler kadardır” hadisinden hareketle ayetin geleceğe de yönelik de bilgi içerdiğini kabul eder. Bu örneği vermemdeki sebep, yine konumuzla bir noktada bağlantısı olmasıdır.

Talut, İsrailoğlları’ndan olan imanlı ve halis bir komutandır. Talut ve Calut arasındaki savaş tüm dünyada da iyi bilinen, meşhur bir savaştır. Talut’un askerlerinin sayısına dair elimizde kesin bir kaynak yoktur. Ancak 2007 yılında vizyona giren 300 Spartalı filmi muhtemelen Kabalistik felsefeden beslenerek “kalabalık orduya galip gelen 300 asker” temasını gündeme taşımıştır. Peki, neden 313 değil de 300? Çünkü bir, başkumandandır. On iki, ondan sonra gelen komutanlardır. Tıpkı Hz. Yakub ve 12 oğlu gibi; Hz. İsa ve 12 havarisi gibi; Peygamber ve 12 imam ekolü gibi. Veyahut da güneş ve onu çevreleyen 12 burç gibi… 300, onlardan sonra gelir. Yani dolayısıyla da 313’ün açılımı “1 + 12 + 300”dür.

Üçüncü Surenin on üçüncü ayetinde anlatılan olay, yani sayısı az olan ordunun, kendisinden büyük bir orduya galip gelmesi -Allah daha iyi bilir- gelecekte gerçekleşecek bir olaya da işaret ederek bazı kodlar vermektedir. Ve muhtemelen bu kodlar, ayetin işaret ettiği Bedir hadisesinde gizlidir.

Bu bilgiler nasıl ki Müslümanlar tarafından yorumlanabilmekte ise de, aynı şekilde şeytaniler tarafından da yorumlanmaktadır. Onlar “13’üncü Cuma” diye bir kavram ortaya atmışlardır. Yani ayın 13’üne denk gelen Cuma günleri onlar için uğursuz sayılır. Çünkü bilmektedirler ki tıpkı Bedir savaşı ayın 13’ünde bir Cuma günü gerçekleştiği gibi, Allah’ın müjdelediği ve ahir zamanda gelecek olan muzaffer kavim (Maide Suresi 54. Ayet) ayın (ki muhtemelen bir Mart ayı olacaktır) 13’üne denk gelen bir Cuma günü kâfirlere karşı büyük bir zafer kazanacaktır. Şeytaniler, başlarına gelecekleri bir takım kabalistik hesaplamalarla ve “kehanetlerle” önceden bildikleri için 13’üncü Cuma günlerini uğursuz ilan etmişlerdir. Hıristiyan dünyasına da bu fikri yaymışlardır ve bu yüzden bütün Hıristiyanlar 13’üncü Cumalardan çok korkarlar. “13. Cuma” diye meşhur bir korku filmleri bile vardır. Ve bizim için çok sevimli olan 13 sayısını bile tek başına uğursuz ilan etmişler ve bütün Hıristiyanları buna inandırmışlardır. Öyle ki Amerika’da çoğu binanın 13’üncü katı boştur ve oralarda kimse kalmak istemez.

Bunun sebebi 13’ün özel bir meclisin sayısı olması ve 13’üncü Cumanın Şeytaniler için bir hezimet günü olmasıdır.

Hamza Yardımcıoğlu

www.anahtar.tv
31.01.2012

(Visited 293 times, 1 visits today)
Kapat