Yazar: 20:40 Köşe Yazıları, Politika • 143 Yorum

Müştak Baba’yı Dinleyin!


Geçenlerde yazımı okuyan bir kardeşim; “En geç 2015’te kapıdan çıkalım” diyor.
Çok iyi niyetlisin kardeşim. Müştak Baba’nın öngörülerine temiz bir akılla yaklaştığın için böyle düşünüyorsun.

İçine girmekte olduğumuz yıllarda karşımıza öyle aldatıcı bir sistem çıkacak ki, kapıdan girildikten sonra, bir yıl bile geçince, senin bu sözlerin büyük bir çoğunluk tarafından “Vatan hainliği” damgası yiyebilir. 2013 yılı geldiğinde insanlar Viyana’yı fethetmiş gibi olacaklar. Onlara; “Dikkat bu bir tuzak olabilir” diyerek söz anlatabilmek dünyanın en zor işi olacak.

Müştak Baba, daha ileriyi göstermemiş olsaydı, ben de böyle düşünürdüm. Hazır bir fırsat yakalamışız diyerek “Irak’tan çıkalım” diyenlere “parazit yapmayın” diye cevap verirdim.

Fakat bu günlerde bizler geniş ve 200 yılı kapsayan bir sistemin sadece giriş bölümünü yaşıyoruz. 20 yıl süren bu ilk dönem 2030’daki kırılmaya kadar hemen herkesi topluca transa sokan gelişmelerle ilerliyor. Durdurulabilmesi çok zor!…

Osmanlı, şanlı zaferlerden sonra gerileme dönemine girdi. Toprak kayıpları geldi, yıkıldı, dağıldı. İçinden onlarca devlet çıktı; cumhuriyetimiz kuruldu. Yıllar süren sorunlar onun da yakasını bırakmadı. Bir türlü eski güçlü günlere dönemedik. Doğal olarak patlamaya hazır bir psikoloji birikti.

Aradan biraz zaman geçince İsrail tıkanıp artık ilerleyemeyince birden konjonktür lehimize işlemeye başlıyor. Hiç beklenmeyen şeyler birbirini izleyerek ortaya çıkıyor. Misak-ı Milli kolaylıkla anavatana katılıyor. Artık Müştak Baba “dikkatli olun” dese bile onu dinler misiniz?

Kimse dinlemeyecek!…

Bu sebeple olsa gerek, uyarılarını güçlendirme gereği hissetmiş olmalı. Uyarısını bir üst perdeye taşımış. “Küçük kıyamet” betimlemesini Irak’a giriş ile birlikte aynı satırlara nakşetmiş. 2030 tarihini de gizli bir teknik olan ebced ile korkunç yıkımın yılı olarak bize bildirilmiş.

Allah’ın bize bir koruyucu olarak emanet ettiği duygularımızı kontrol edebilecek miyiz? Onlara gem vurup bizleri yanlış bir yola götürmelerini engelleyebilecek miyiz?

Ya bize sunulan zehirli bir içkiyse? Ya önce zevk verip sonra aniden mahvedecekse? Tam 120 yıl bütün İslâm alemi bu sonu belirsiz macera sebebiyle, Mehdi gelip yaralarımızı sarıncaya dek acılar içinde kıvranacaksa…
Bütün bunlar bir aldanış olamaz mı? Kaledeki savunlmayı aşamayan dışarıdaki ordu kendisini güçsüz göstererek taktik bir kandırmaca oyunu yapıyorsa? Az bir kuvveti kalenin önünde bırakıp geri çekilip gizlenmişse? Kaledekiler aldanıp atağa geçince, önce kazanmış olduklarını zanneder, kaçanların peşine düşer. Çukurluk pusu alanına gelindiğinde ise herşey anlaşılır. Artık iş işten geçmiştir. Kazanıyorum zanneden yenilir, kale elden gider. Osmanlı’nın son kalesi olarak algılanan cumhuriyetimiz elden gedecek olursa, tam 120 yıl ayağa kalkamayabiliriz. 20 yıl süren sahte zafer birden korkunç yüzünü gösterirse ne yapacağız?

Küçümsediğimiz rakibin 700 adet nükleer başlığına sahip olduğu söyleniyor. İngiltere ve ABD’yi hiç hesaba katmıyorum.

Kapının, kaledekileri kandırabilmek için planlanmış bir tuzak olabileceğini düşünün. Karşı konulamaz duygulara hitap ederek yüzünü gösterdiğinde bu yazdıklarımı yazabilmek için birçok aşağılanmayı göze alabilmek gerekeceğini düşünüyorum. Şimdi yazıyorum ki temiz akıllılar o gün hatırlasınlar.

27 Kasım 2011…

Kapı açılıyor!…

Ordumuz Kuzey Irak’a girecek. Kaledekiler şimdiye kadar kendilerini koruyan tılsımı bozacaklar. Milletçe neler olup bittiğinin farkında olamayacağız, tam 2030’a kadar.

Müştak Baba 20 yıllık bu dönemi uyarılarla birlikte bu sebeple bize anlatıyor. Uyarıların kehanetlerinin arasında birlikte veriliyor olması, birçok insanın Müştak Baba’ya kulak verdiğini gösteriyor. Çünkü hiç etkisi olmayacak idiyse, neden yazmış diye sormamız gerekmez mi? Demek ki bana 2015’de çıkmalıyız diyen sevgili kardeşim gibi temiz akıllılar üstadı dinlemiş, tavsiyelerine kulak vermişler.

“2030’a kadar köprülerin altından ne sular akar” diyenlere söylüyorum. Müştak Baba divanını okuyun. Yıl yıl 2011’den itibaren yazdığı herşeyi görün. Tarihlerini bir bir bildirdiği şeyler sırasıyla gerçekleşirse, hala bu günkü kadar vurdumduymaz kalabilecek miyiz?

Tam üç yıldır kapı meselesini anlatmaya çalışıyorum. Bütün kitaplarımda 27 Kasım 2011’den itibaren gireceğimiz kapıya dikkat edin diyorum.
Eğer Müştak Baba gibi bir alimin iddia ettiği şeyler, önceki gerçekleşenlere ek olarak sırası geldiğinde tek tek gerçekleşiyorsa, daha ilerideki iddiaları için yeterince ciddi olarak araştırılmaları gerekmez mi?

Tesadüf olamayacak kadar yeterli sayıdaki bir dizi kehanetin sonunda büyük bir yıkım iddiası bulunuyorsa biraz durup düşünmek gerekmez mi?

Beni işin içine hiç karıştırmayın. Sadece Müştak Baba’yı dinleyin. Divan’a bir göz atın. Benim gördüğümden daha fazlasını göreceksiniz.
Müştak Baba‘nın divanına bakın.

www.anahtar.tv

 

(Visited 46 times, 1 visits today)
Kapat