Yazar: 22:01 Analiz, Köşe Yazıları • 14 Yorum

Düdük Çalan Sekiz İşaret

Arapçanın çok güzel bir özelliği var. Kökeni Sümerceye dayanan ve Akadcadan neşet alan diller olarak İbranice ve Arapça dillerinde eğer manasından emin olamadığınız herhangi bir kelime ile karşılaşırsanız, onu tersten okursanız size aynı manayı veren başka bir kelimeye ulaşırsınız.

REMZ: Gizli bir işaret demektir. Tersi ise ZEMMAR’dır. Onun da manası “düdük çalan” demektir.

Hiç alakası yok gibi görünüyor ama öyle mi acaba?

Müştak Baba’ya göre her iki mana da geçerli ve bu satırlar “kıyamet” dediğimiz topluca koşuşumuz ile ilgili.

Ankara şiiri, Divan-ı Müştak Efendinin 29’uncu sayfasında bulunuyor. Ve bize hiç de alışık olmadığımız acayip şeyler anlatıyor. Sadece anlatmakla da kalmayıp olayların tarihini de veriyor. Ne acayip, değil mi?

Birinci satır şöyle:

Me’vayı Nazenine eğer ELF olursa EFSER
(Nazlı şehire eğer Bin kişi yönetici olursa)

Bu satır Elf ve Efser kelimelerinin ebced değerleri toplanınca 1341 hicri tarihini veriyor. 1923 miladi senesinde aynen satırın söylediği gibi oluyor ve Osmanlı zamanındaki tek bir yönetici bulunuyorken yazılan bu satır Ankara’nın başkent olmasıyla yeni kurulan Cumhuriyetimizin meclis ile çok kişi tarafından idare edilmesini tam 100 yıl öncesinden bize bildirmiş oluyor; ne acayip!

Elbette devam ediyor. İkinci satır ise şöyle:

LABUDD olur O ME’VA İslambol ile hemser
(Mutlaka olur o şehir İstanbul ile kardeş)

Bu satırda ise büyük harflerle gösterdiğim LABUDD ve O ME’VA kelimelerinin toplamı 93 rakamını veriyor. Bundan hangi sonuca ulaşıyoruz, biliyor musunuz? Çok şaşıracaksınız. Tam 93 yıl Ankara başkent olarak kalıyor. Sonra?

İstanbul başkent oluyor.

Çünkü eğer bir şeyi sınırlarsanız bunun anlamı süre dolduğunda eski hâline gelecek olan bir şeyi ortaya koyuyorsunuz demektir.

Edebiyatımızda Me’vayı Nazenin olarak bilinen Ankara tam 93 hicri yıl sonra yani 1341+93=1434 hicri yılında Tacını yani yönetimi İstanbul’a devrediyor. 1434 hicri yılı ise miladi 2013 yılını gösteriyor.

Müştak Baba bizimle böyle konuşuyor. Tasarladığı satırlardan usta bir âlim olduğu, musikiden edebiyata, matematiğe, astronomiye kadar çeşitli sahalarda uzman olduğu rahatlıkla anlaşılıyor.

Peki, bu iş nasıl olacak?

Yani anayasaya değiştirilebilmesi bile teklif edilemeyen başkent maddesi nasıl değişip de başkent İstanbul’a gelecek acaba?

İşte cevap geliyor, üçüncü satırdayız…

NUN VEL KALEM başından alında NUN YUNUS
(Ordu ve devlet daireleri başından alınsa ordu Ninova’da)

Bu acayip satırın verdiği tarih büyük harflerle yazılmış olan kelimeler toplanınca 1433 yılını gösteriyor. Yani 2011 27 Kasım miladi tarihini… Üstat burada “başından alınsa” fiilini kullanarak ikili anlatım yolunu seçmiş. Bu çok harika bir tasarım, ben bu satıra bayılıyorum.

Neden mi?

Anlatayım. Üst satırda başkentin İstanbul’dan alındığı ve tekrar iade edileceği tarihleri bulmuş idik. İstanbul’un başkent olacağı tarih 1434 hicri idi. Bu satır da 1433 hicri yılı yani bir yıl öncesi çıkmıştı. Ayrıca İstanbul’un başkent olabilmesinin gerekçesini arıyorduk. Her iki soruya çok özel bir tasarımla tek satırlık kesin bir cevap verdiğini görüyoruz.

Şimdi dikkat edin:

Kılıç ve ordu manasına gelen “nun” kelimesini, devlet dairesi anlamına gelen “kalem” kelimesi izliyor ve satır 1433 tarihini veriyor. Fiil ise başından alınsa diyerek bize ne olacağını anlatıyor. Yani:

1)    1433 yılında Genelkurmay ve devlet daireleri daha önce başına taç olarak verilen Ankara’nın başından alınsa

2)    1433 yılının başından itibaren ordu ile Yunus peygamberin yaşadığı Ninova (Süleymaniye – Kuzey Irak) bölgesi alınsa

Bu satırlar için şu özelliği de söylemeliyim. Müştak Baba, verdiği tarihleri hep hicri yılın sonunu gözeterek verir. Burada bir istisna görüyoruz; bize “başından alınsa” deniliyor. Anlıyoruz ki Muharrem ayı ile 27 Kasım 2011 tarihinde başlayan 1433 hicri senesi girer girmez ordumuz da kalıcı olarak Kuzey Irak’a girip oraya yerleşecek.

Acayip, çok acayip!

İncelemekte olduğumuz şiir olan Ankara’da daha ne inciler var, bilemezsiniz. Bunun için bir başka yazımı beklemelisiniz. Çünkü sadece üçüncü satıra geldik ve üç tane “remz”, yani “zemmar” ile karşılaştık.

Müştak Baba bunlara “düdük alan işaretler” diyor. Aynı kıyameti başlatan İsrafil meleğinin Sur’a üflemesi gibi… Bütün bu satırların kıyamet olarak bildiğimiz toplu yok oluşa yakından, güçlü bir bağlantısı olmalı.

Kuzey Irak’a Türk ordusunun 27 Kasımdan sonra girip yerleşmesi kıyameti tetikleyen domino taşlarının ilki olabilir mi?

Başkent maddesinin değiştirilmesi, aradan fazla zaman geçmeden tam bir yıl sonra İstanbul’un başkent olabilmesi Kuzey Irak’a giren Türkiye’nin bu hamlesine karşı çıkıp tehdit oluşturan İran’ın rakibane tavra dönmesi sebebiyle kolaylaşıyor olabilir mi?

Şiirin takip eden satırlarında tam 5 adet daha kehanet mevcut. Bunları sırasıyla paylaşmak isterim ama şimdilik bu kadar yeter. Hele bir 27 Kasım 2011 gelsin bakalım, Kuzey Irak kehaneti gerçek olacak mı?

Aralık ayından itibaren “ben zaten biliyordum” diyenleri televizyonlarda bolca izleyeceksiniz. Olaylar olduktan sonra “ben biliyordum” demek fayda vermez. Çünkü O zaman düdük çalınmış olacak. Önemli olan uyarıyı düdük çalmadan önce yapabilmektir.

Öyle sanıyorum ki bütün bunları bize tam 200 yıl önceden bildiren üstadımızın bu bilgileri “ben ne âlim adamın, görün” diye yorumlamak için söylemiyor. Aksine onun bize bir uyarısı var. Önemli bir uyarısı var. Önemli bir uyarı yapıyor bize Müştak Baba. 27 Kasımdan sonra “ben zaten biliyordum” diyecek olanlara şunu söylüyorum:

Bize iyi bir şey gibi görünen bu genişleme acaba iyi bir şey mi yoksa korkunç bir sona doğru sürüklenecek miyiz?

Eğer biliyorsanız buna cevap verin.

Bizi ne kadar zorlasa da, başkaca hiçbir çaremiz kalmamış gibi görünse de bu hamleyi yapmalı mıyız? Yoksa Misak-ı Milli macerasını 80 yıldır buzdolabının soğutucu kısmında tutan, donduran kurucularımızın yolunu mu takip etmeliyiz?

Kararı şimdi henüz Kuzey Irak ile açılan Kapı macerası başlamamışken sizler verin. Ama geleceği görerek bize gösteren üstadın kararını da dinleyin. Üstat “ne olursa olsun girmeyin!” diyor. “Çükü bu size zevk verecek Ortadoğu’dan hiç çıkamayacaksınız!”

Sonu?

Sonu diğer yazıda inşaallah…

 

www.anahtar.tv

(Visited 18 times, 1 visits today)
Kapat